ÇEKYA / TEKHA
Türkiye Büyük Millet Meclisi Dışişleri Komisyonu Başkanı ve AK Parti Ankara Milletvekili Fuat Oktay, komisyon üyeleriyle birlikte Çekya’nın başkenti Prag’da resmi temaslarda bulundu. Gerçekleştirilen üst düzey görüşmelerin ardından temaslara ilişkin açıklamalarda bulunan Oktay, ikili ilişkilerin ve parlamenter diplomasinin hız kazanması gerektiğini vurguladı.
Parlamenter Diplomasi Adımları Hızlanıyor
Ziyaretin içeriğine dair bilgi veren Fuat Oktay, “İki ülke arasındaki ilişkilerin özellikle parlamenter seviyede, parlamenter diplomasi boyutunda aslında geliştirmeyle ilgili ne kadar geciktiğimizin her iki taraf olarak da farkına vardık. Bunu bir önceki Ankara ziyaretinde fark etmiştik. Onun için hemen hızlı bir şekilde üç ay sonrasında ikincisini Prag’da düzenledik. Ama şimdi gördük ki aslında bu açığı daha hızlı kapatmamız adına üçüncüsünü yine Ankara’da düzenlememiz gerektiğine inanıyoruz. Hangi açıdan önemliydi? Birçok görüşme yaptık. Görüşmelerimiz aslında hükümetin en etkin isimlerinden birisi olan Birinci Başbakan Yardımcısı ve Ticaret Bakanı ile görüşmemiz aslında Türkiye yürütme boyutundaki ilişkilerin geldiği noktayı değerlendirmek için de fırsatımız oldu. Hemen sonrasında Dışişleri, Güvenlik ve Savunma Komisyonu Başkanı ve heyeti ile yaptığımız görüşme de yine değerliydi. Hem bölgesel hem de küresel konularda, ekonomik ve Avrupa Birliği (AB) ilişkileri, Türkiye ile ilişkiler dahil birçok konuyu değerlendirmenin fırsatımız oldu. Sonrasında yine AB ile İlişkiler Komisyonu Çekya’nın AB üyesi olması hasebiyle de Türkiye-AB ilişkileri noktasında, vize sorunlarının çözülmesi noktasında hem Türkiye-Çekya hem de aynı zamanda Türkiye-AB Schengen çerçevesinde verebilecekleri katkıları çok detaylı konuştuk. Ama onun ötesinde AB ve Türkiye ilişkileri açısından çok daha farklı detay konular da vardı. Her biri birbirinden değerli ama son derece detaylı bir görüşmemiz oldu” dedi.
Heyetler arası temaslara değinen Oktay, “Çok çok kaliteli bir toplantı. Hem Türkiye’nin tezlerini iletmemiz açısından ikili ilişkiler, bölgesel ilişkiler ve küresel konularla alakalı hem de ekonomik ilişkiler ve AB ile ilişkiler açısından, ama onun ötesinde iki ülke arasındaki dostluğun nasıl geliştirileceğiyle alakalı yine dostluk grubuyla da bir görüşmemiz olmuştu. Orada yine dostluk grubu başkanı ve üyelerinden Prof. Elena’nın olması biraz daha farklı bir boyut kattı” ifadelerini kullandı.
Avrupa Birliği’nin Stratejik Körlüğü Kırılmalı
Avrupa Birliği politikalarına yönelik eleştirilerini sıralayan Oktay, “Gittiğimiz her ülkede, özellikle AB ülkelerinde, AB’nin stratejik körlük içerisinde olduğunu hepsi kabul etmiş durumda. Yani AB’nin Türkiye ile ilişkileri noktasında nasıl geriden takip ettiğini, nasıl endişeleri ve korkularıyla hareket ettiğinden dolayı kendi çıkmazını kendisinin oluşturduğunu ve bunu da kendisinin sonunda fark etmeye başladığını; çok ciddi ‘over regulation’ dediğimiz, yani aşırı bir regülasyon boyutuna girdiğini, esnekliğini tamamen kaybettiğini ve üye ülkelere neredeyse ayak bağı olmaya başlayan hantal bir Avrupa Birliği’ni görüyor. Kültürel boyutta tamamen bir Hristiyan kulübüne dönüşmeye dönüşmüş olan bir AB’yi. Ve belirli ülkelerin aşırı sağ, aşırı sol veya Türkiye ilişkileri boyutunda Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum kesiminin dış politika konularına esir olan bir AB dış politikasının olduğunu ve burada da yine buradan kaynaklanan stratejik kararlarda 28 Avrupa ülkesinin hep birlikte oy birliği ile karar vermesi gerektiği için stratejik konularda ileri adım atamadıklarından şikayet ettikleri bir ortamda biz şunu savunuyoruz; Türkiye’nin tezi de budur. Türkiye bu stratejik körlüğü kıracak ana etkendir, Avrupa Birliği ilişkileri boyutunda. Türkiye’nin AB’ye olan üyeliğinin aslında o körlükten vizyoner bir boyuta çıkaracak asıl etken Türkiye’dir burada. Dolayısıyla ciddi bir katma değer sağlayacaktır. Türkiye şu ana kadarki görüşmelerimizde ve özellikle Çekya’da yürekten bunu kabul ettiklerini ve onayladıklarını, beden dilleriyle de, sadece sözleriyle de değil, beden dilleriyle de bunu gördük. Bunu görmüş olmaktan da mutlu olduk. Türkiye’nin AB nezdinde, Avrupa güvenliği mimarisine olan katkısını çok net bir şekilde görüyorlar. Bunu NATO çerçevesinde görüyorlar ama AB ile bu birlikteliğin daha da güçlendirilmesi konusunda AB’nin aslında bir engelleyici faktör olduğunu farkındalar. Dolayısıyla ikili ilişkileri geliştirmenin yolunu açıyor herkes” değerlendirmesinde bulundu.
Müzakere Fasıllarının Açılması Çağrısı
Katılım sürecinde samimiyet vurgusu yapan Fuat Oktay, “Yetmiş yıldır devam eden bir süreçte artık bir dertleşme boyutunda, bir şikayet boyutunda veya yıllık yazılan raporlar çerçevesinde teknik değil de sadece siyasi saiklerle AB’nin hareket etmesinin bir anlamı yok. Biz de bunları konuşmak istemiyoruz. Bizim konuşmak istediğimiz: Samimiyseniz, eğer kendinize ve tezlerinize inanıyorsanız, buyurun fasılları açalım. Fasıllar boyutunda tüm teknik konuları konuşalım, her şeyi açacağız biz. Konuşalım ve yapısal anlamda bu dönüşümü sağlayıp, tekrar konuşmayacak şekilde ileriye dönük şekilde ilişkileri yapısal şekilde geliştirelim diyoruz. Bu anlamda da Çekya’da çok net bir destek gördüğümüzü sadece fark etmedik, aslında burada bir görüş birliği oluştu. Hatta bu çerçevede de biraz önceki ifade ettiğim dostluk grubundaki hukuk profesörü olan Elena’nın yaklaşımları, Tomas’ın yaklaşımları etkiliydi yine Oberfalzer’da Başkanvekilinin görüşleri de benzer şekilde aslında belki hem AB’nin hem değişmekte olan dünyadaki düzenin arayışı içerisinde bulunduğumuz dünya düzeni de dahil. BM’de çalışmıyor çünkü sorunlara çözüm üretmiyor. Burada içinde bulunan bu stratejik körlükten çıkılacak yeni bir sistem arayışı noktasında daha informal bir yapı, herkesin rahat konuşabileceği, hem kendi fikirlerinin ama asıl ülkelerin fikirlerinin de beraber getirileceği, bir savunma modunda değil de bir açılım modunda neler olabileceğine dair bir yuvarlak masa oluşturalım ve bunu hukuk boyutunda geleneksel hale dönüştürelim şeklinde bir fikir gelişti. Burada fikir kaldı: İlkinin Prag’da, Prag Yuvarlak Masası yapılır; ikincisini Ankara’da, Ankara Yuvarlak Masası diye devam ettirebiliriz diye bunun oluşturulmasıyla ilgili hemfikir ortak bir karar oluştu. Şimdi buna Çekya ile birlikte çalışacağız” açıklamasını yaptı.
Ticaretten Savunma Sanayiine Kapsamlı İş Birliği
İki ülke arasındaki ticari hacme ve sanayi ortaklıklarına odaklanan Oktay, “Ekonomik anlamda zaten ilişkilerimiz yedi buçuk milyarı Ticaret Bakanı’ndan öğrendiğimiz başbakan yardımcısı ifade ettiği bugün itibarıyla yedi buçuk milyar dolara yaklaşan bir seviyeye gelmiş durumda. Biz dolayısıyla hem Türkiye’nin buraya yatırımları hem savunma sanayii boyutundaki hem hava savunma sistemleri hem dron ve anti-dron sistemleri ile ilgili hem de buradaki bir firma var, orayı da ayrıca ziyaret ettik. Aerospace savunma sanayii yani MİG-20’lerden şimdi sonrasındaki kendi ileri uçaklarını tasarlayan, üreten bir firma. Türkiye’de Aselsan’la yakın bir iş birliği var. Bir-iki firma ile daha yakın iş birliği var ama burada hem tasarım hem de üretim boyutunda, testler buna dahil, simülasyon, simülatörler buna dahil, yedek parça tasarım ve imalat buna dahil ciddi bir iş birliğinin olduğunu görüyoruz. Tüm bu alanlarda birlikte çalışabileceğimiz otomotiv sektöründe yine Skoda’dan dolayı birlikte çalıştığımız bir alan var. Burada aynı zamanda Skoda’nın tedarik zincirinde bulunuyor. Onların Çekya’da yatırımla ilgili ilgi alanları var. Dolayısıyla buralarda da yatırımcılarımızın önünün açılmasıyla ilgili ciddi fırsatlar var ve biz parlamenterler olarak her iki taraftan da yatırımcılarımızın, iş dünyasının önünü açan, açacak kararları hem yasama boyutunda hem yürütme ilişkileri boyutunda destekleyelim, katkı verelim şeklinde ortak kanaat oluştu. Bir de bu ‘Made in EU’, ‘Made in AB’ diye belki ifade edebileceğimiz endüstriyel hızlandırma diye ifade edeceğimiz bir hızlandırma yasası diye Türkiye’de üretilen ürünlerin de AB’de üretilen ürünler gibi AB’deki her alana rahat girebilmesiyle ilgili alanda da katkı istedik ve orada da bunun hem Çekya-Türkiye ilişkilerine katkı vereceğini, aynı zamanda Türkiye-AB ilişkilerine katkı vereceğini ifade ettik ve onun da bu resmin burada alındığını net görüyoruz” dedi.
İsrail Politikaları Ve Bölgesel Güvenlik Mesajı
Orta Doğu ve Doğu Avrupa’daki kriz başlıklarına temas eden Oktay, “Son bir konuda gerek Rusya-Ukrayna bölgesel konular itibarıyla baktığımızda, gerekse de İsrail’in bölgede oluşturduğu istikrarsızlık ve Gazze’de oluşturduğu insan hakları boyutunu ve Gazze’de oluşturduğu katliam boyutunu biz burada bütün açıklığıyla ve samimiyetle anlatmaya çalıştık. Niye burada özellikle anlatmaya çalıştık? Çünkü Çekya aslında iyi bilinen bir İsrail dostu bir devlet. Dolayısıyla biz kendilerine şunu ifade ettik, dedik ki: Bizde bir atasözü vardır, ‘dost acı söyler’ diye. Bizim İsrail ilişkilerimiz aslında İsrail’in Gazze’de uyguladığı soykırımdan dolayı ve bölgede Lübnan ve Suriye başta olmak üzere uyguladığı -İran da, Irak da buna dahildir- yayılmacı politikalarından kaynaklanan, işgal unsurundan kaynaklanan bizim İsrail’e olan tutumumuzdaki değişim. Yayılmacı politikasını bıraktığı ve soykırıma, katliamlara dönük, Filistinlilere dönük bu yaklaşımını durdurduğu ve iki devletli çözüme sıcak baktığı noktada bizim İsrail’le ve Yahudilerle bir problemimiz yok. Bunu açıkça ifade ettik. Dedik ki; madem siz dostsunuz, biz bunu söylüyoruz ama sizin söylemeniz daha etkilidir. Dolayısıyla sizin dost olarak bunu İsrail’e daha samimi şekilde anlatıyor olmanız önemli. Bu mesajı iletiyor olmanız önemli. Eğer İsrail bu mesajı almazsa, Netanyahu hükümeti sadece yakın gelecekteki kendi seçimlerinde başarılı olma adına bu katliamlara ve yayılmacı politikasına devam ederse, tüm dünyadaki Yahudileri ve İsrail’i yalnızlaştıracak. Bunun sonucu göstergesi de İngiltere, Norveç, İtalya ve Avrupa’daki Finlandiya, Danimarka gibi birçok ülke tarafından, on iki ülke tarafından alınan Batı Şeria’daki yerleşimcilerin zulümlerine karşı alınan aslında bir yaptırımlar kararı. Bu aslında Almanya’nın eğer ki itirazı olmasaydı AB’de alınması istenen bir karardı. Şimdi Türkiye’nin de dahil olduğu yedi ülke de buna dahil oldu. Biz de bunu söyledik. Bakın, bu bizim konuştuğumuzun somut delili budur. İsrail’in ve Yahudilerin bütün dünyada kendilerinin yalnızlaştırılmaya götüreceği bu politikayı ve de sonuçta kendilerine zarar vereceğiyle alakalı” ifadelerini kaydetti.
Bölgesel barışa dönük sorumlulukların sürdüğünü belirten Fuat Oktay, “İşgal ettiği komşu ülkelerle Suriye ve Lübnan başta olmak üzere komşu ülke topraklarından da bir an önce çıkmak zorunda İran boyutunda tabii ki Rusya-Ukrayna noktasında bir an önce barışın sağlanmasıyla ilgili biz Türkiye olarak üzerimize düşeni yapıyoruz. Her iki ülke olarak da yine birlikte çalışacağımızı Avrupa güvenlik mimarisine katkımız noktasında birlikte çalışabileceğimizi çok açık bir şekilde samimi ortamda paylaşmış olduk. Son derece verimli bir toplantı oldu. Gerçekten iki ülke arasında yakın ilişkilerin olduğunu görüyoruz ve bunun geliştirilebileceğini düşünüyoruz. Bu anlamda biz Dışişleri Komisyonu olarak da Meclis olarak da çalışmalarımıza bütün hızıyla devam edeceğiz. Hem Cumhurbaşkanımız ve Sayın Başbakan arasında, Çek Cumhurbaşkanı ve Başbakanı arasında yakın bir diyalog var; bu da devam ediyor” dedi.

